İnsan Sevmez İnsanlığa dair bir düşünce...

Şiddet Uygulama İsteği ve Şiddetin Nedenleri

Günlük yaşantımızda herhangi bir anda karşımıza çıkabilen yada aynı evi paylaştığımız ailemizin içinde gördüğümüz, ufacık sorunları büyütebilen, hiç kavga edilmeyecek konularda dahi kavga edebileceğimiz yapıdaki insanlardan bahsedeceğim. Hemen hemen çoğunuz bu türdeki karaktere sahip insanlarla karşılaşmışsınızdır. Bu insanların böle bir karaktere sahip olmalarını, uzmanlar bir çok etkene bağlı olabileceğini belirtiyorlar.

Çocukluk Yaşlardaki Şiddete Maruz Kalma Durumu

Şiddete maruz kalan yada şiddete tanık olan insanların başkalarına şiddet uygulayabileceği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Özellikle çocukluk yaşlarda sözel şiddete yada fiziksel şiddete maruz kalanların yetişkinliklerinde şiddete daha eğimli oldukları belirlenmiştir.

Medyadaki Şiddet Görüntüleri ve Şiddet İçerikli Dizilerin Etkileri

Medyadaki şiddet içerikli görüntülerin “aşk cinayeti”, “namus cinayeti” şeklinde yayınlanması şiddetin normalleştirilmesine ve yaygınlaşmasına etki etmektedir. Toplumumuzda erkek cinsi saldırgan bir tipleme ile özdeştirilmeye çalışılmaktadır. Bu durumu en çok dizi ve filmlerde görmekteyiz.

Şiddetin Ortaya Çıkışı

Şiddet dediğimizde aklımıza sonucu malesef ölüme giden fiziksel davranışlar gelmektedir. Oysaki şiddetin bir süreci bulunmaktadır. İncitici sözler zaman içerisinde yerini ses yükseltmeye bırakıyor. Sesini yükselten kişi daha sonra karşısındakinin susmasını istiyor ve yükselen ses bağırmaya dönüşüyor. Bir süre sonra hakaret ve küfür içeren sözler yerini alıyor. Daha sonra bu davranışlar tokatlar, dövmeler ve ne yazık ki ölümle sonuçlanıyor.

Şiddet Uygulama İsteği ve Şiddetin Nedenleri

Kültürümüzün Şiddetteki Yeri

Toplumumuzda şiddetin normalleşmesine yardımcı olabilecek anlayışlar vardır. “Kızını dövmeyen dizini döver, dayak cennetten çıkmadır” vb. anlayışlar şiddet için altyapı hazırlamaktadır. Kadının toplumdaki algılanışı da bu durumu etkileyebiliyor. “Kadın dediğin fedakar olur, yuvayı dişi kuş yapar, şaçını süpürge etmesi” vb. anlayışlar toplum tarafından içselleştirildiğinde, kadının karşısındakine karşı fedakar olması gerektiği algısına kapılmaktadır. Karşısındaki insanı kendinden daha öncelikli durumda gördüğünde şiddete uğradığı zaman eşinin bunu yapmaya hakkı olduğuna inanıyor. Kendisine uygulanan şiddeti sorgulamayıp eşinin bu davranışına “çok sinirliydi, alkollüydü” gibi bahaneler bulabiliyor. Bu anlayışa sahip kadınlar, kendisi sinirli iken çocuğuna uyguladığı şiddette haklı olduğuna inanıyorlar.

Ailesel Davranışların Birey Üzerindeki Etkileri

Kişi şiddet görerek büyümüş ise bir süre sonra şiddetin kafasında normal bir davranış olduğuna inanıyor. Şiddete maruz kalan insanların ortak noktalarından biri ise şiddetin bazen hak edildiğini düşünmeleridir. Ailesinden gördüğü şiddeti içselleştirdiği için aynı davranışı eşinden de gördüğünde yadırgamıyor ve suçu kendisinde aramaya başlayarak kabulleniyor.

Bireyler İle Aranızda Sınırları Çizmelisiniz

Kişinin şiddete meyilli olmasının mutlaka eşinede şiddet göstereceği anlamına gelmemektedir. Bir eşin diğerine şiddet uygulayabilmesi şiddete maruz kalanın çizdiği sınırlarla ilgilidir. Eşine her şiddet uygulayan kişi sokaktaki birine yada patronunada şiddet uygulayamadığı için bireyler arasında sınırların çizilmesi gerekmektedir. Şiddete maruz kalan kişi ilk önce şiddetin farkına varıp tepkisini ortaya koyması gerekmektedir. Tepki gösterirken dikkat edilmesi gerekenlerden başlıcaları ise karşındakini eleştirmemek ve suçlayıcı olmamak. Bu şekilde iletişimin başarılı olduğu görülmektedir.

İnsan sevmez olarak şiddetin fakına varmak ve önlemlerini almak gerektiğinin altını çiziyorum!

comments powered by Disqus