İnsan Sevmez İnsanlığa dair bir düşünce...

Çekingenlik Yalnızlığı Arar

Ruhun tatlı ve uysal yarası olan çekingenliğin arzuladığı yalnız­ lığa saygı duyulmalı, sahip olduğu karaltılı uçuculuk korunma­ lıdır. Duygu evrenine bağlı olan duyarlılık ve çekingenlik, insa­ nı gizlenmeye iter; bu ikisi, sahip oldukları o hareketli ve ateş­ li antenlerle her türlü kayıtsızlık ve sahteliği ânında algılarlar. Çekingenliğin sorunlu izlerini hissettiğimizde her birimizin sı­ ğınmaya meylettiği yalnızlığa, büyük bir incelik olmaksızın do­ kunmak, hatta değmek bile imkânsızdır: Bu yalnızlık, parmak­ ların arasından kayıveren kum taneleri gibidir, çiğ gibidir, ona saldırılırsa ve çekingenliğe o kadar sıklıkla eşlik eden acıdan kaçma umuduyla binilen bir sal olduğu anlaşılmazsa, un ufak olur, çözülüverir. Ancak çekingenlik, yaralı bir hayatın varoluş şekillerinden hemen çıkarsanamaz: Çekingenlik saklanır, maske takar, kendini örter ve görünürde kendini hiçleştirir; bununla birlikte, onun anlayış ve yardım arayışındaki telaşlı mevcudi­ yetini seçer gibi olmamanın vay haline. Çekingenlik; başkasıyla temas kurmaktan korkmama, başkalarının saldırganlığı ya da reddinden korkmama neden olur, beni başkalarının içsel haya­ tıyla özdeşleşmeye sevk eder: Başkalarının içselliğinde, duygu­ sal titreşmeler ve karaltüar, netlikler ve belirsizlikler yakalaya­ rak onların sınırlarına (koydukları mesafeye), özgürlüklerine sonuna kadar saygı duymayı öğrenirim. Çekingenlik; yalnızlık, Rilke’nin sözünü ettiği içsel büyük yalnızlık gereksinimini art­ tırır ve Augustinusçu anlamda kendi içselliğimize girmemizi sağlar.

Bunlar, çekingenliğin sonsuz (olası) başkalaşımlarıdır; çekingenliği kendi içinde tekrar tekrar yaşamanın ve dene- yimlemenin çeşitli şekilleridir. Çekingenlik görmezden gelinir, çoğu zaman da çiğnenir ve bu sadece doktor odalarında değil, sıklıkla okul sıralarında da olur. Yalnızlık, özellikle de çekin­ genlikten doğduğunda, günlük bildik ilişkilerde dur durak bil­ meden başımıza gelen dikkat dağılmalarından, telaş ve teşvik­ lerden kopmamızı; bütün bunları anlamlan, zaman zaman da önemleri ışığında tahlil edip seçmemizi, net, içsel bir yaklaşımla ele almamızı sağlar. Her şeye rağmen yalnızlığa Leopardiva- ri umudun kıvılcımlan ya da damlalarıyla açılan çekingenlik, kendi içinde, başkalarının acı ve kaygı dolu kaderiyle özdeş­ leşmeye ve onu dinlemeye açık alanlar keşfedebilir; böylelikle, iyilik yapan ve Rilkevari anlamda umutsuzluğa dayanılmasını sağlayan beklenmedik bir kader birliği ve dayanışma doğar. Bu noktaya, bu müttefikliğe ve bu karşılıklı duygusal yankılara varmak kolay değildir; bunun bir nedeni de çekingenliğin ses­ sizliğini tamyan herkesin yaşadığı bu tür yalnızlığın, uzaklık ve kopukluk, kapalılık ve kibir ifadesi gibi durmasıdır ve çekingen­ liğin gerçek doğasım, sadece, onun yalnızlıkla, içe dönüklükle, ruhun acısıyla, elemle olan kopmaz bağını sezebilenler görebil­ mektedir.

Çekingenlik ergenliğin, ideallere tutkun, en yüksek ve baş döndürücü idealleri arzulayan ergenliğin simgesel mirasıdır ve bu ideallerin yenik düşmesi ve başkaları tarafından kayıtsızlık­ la karşılanmaları, zaman zaman, ergenlerin intiharın büyüsüne kapılmasını sağlayacak kadar derin ruh yaralarına neden olur.

Bu nedenle de, çekingenlikten, ruhun öylesine sık rastlanan ve öylesine görmezden gelinen, öylesine gizli ve öylesine kanayan bu acısından tekrar söz etmekten geri duramam; zira sinir has­ talıkları hastanesinde geçirdiğim eski yıllarda da, zaman zaman neredeyse dile gelmez, belli belirsiz depresyon tanısıyla, zaman zaman da psikotik dissosiyasyon tanısıyla evden uzaklaştırıl­ mış genç hastalara rastlamış ve aslen çekingenliğin acılı izleri­ ni taşıdıkları sezinlenen bu gençlerin duyarlılıklarının ve kırıl­ ganlıklarının sözü edilen tanılarla acımasızca yara aldığına şa­ hit olmuştum. İnsan, kalbine çekingenlik hapsolmuşken bazen konuşamaz olur, kendi acısını dile getiremez ve bu da, acısının baş döndürücü bir hızla artmasına sebebiyet verir. Yalnızlık, en dokunaklı ve en kurtarıcı yalnızlık, çekingen insanın beklenti ufkunda ve en nihayetinde cılız umudunun ışığında, henüz sa­ hip olduğu sayılı kaynaklardan biridir. Özellikle de çekingenlik ateşiyle yanan ergenlerde titreşen yalnızlığın tınısını dinlemek­ ten asla yorulmamak, psikiyatrinin ihmal etmemesi gereken gö­ revlerinden biridir; peki, ilaçların bir faydası olur mu?

comments powered by Disqus